15 Şubat 2011 Salı

çokta lulu

kendimi sevdiğim kadar sevebilsem karşımdakini
o kadar çok seviyorum ki kendimi, birinin beni sevmemesine tahammül edemiyoum. haklıyım bence. dostluğumu kaybedenlere acıyorum. dostum olanlar çok şanslı. kesinlikle eminim buna. eğer biri benim dostluğumu kaybetmişse o gerçekten kimsenin dostu olamaz. ne zaman biri kaybetse beni, ben daha çok büyürüm. daha fazla kaybetmesi için. hatırlar benim yardımseverliğimi, mutsuzken onu nasıl mutlu ediceğimi bildiğimi hatırlar, üstünü örterim, hastayken çorbada yaparım, tek yapamadığım kusmuk temizlemek. onu yapamam bak. beni sevmiyorsan eğer bu yüzden haklısın.
değerimi bilenler ne kadar şanslılar. kendimi kıskanıyorum. keşke benim gibi bir dostum olsa benim. ben çok iyi bir dost çok iyi bir arkadasım. yaptığım en iyi şey bu hatta.

biraz zeki olmak gerekio bunun için, kafayı çalıştırmak. açığını kapatmalısın çünkü, eksikliklerini bilip tamamlamalısın. su istermisin demeden su getirmelisin mesela, unutur bazen insan susadığını. paylaşmalısın işte ne biliyim öyle tek başına yaşamamalısın.

kıskanmamalısın, kıskandığında söyleyebilmelisin '' çıkar o elbiseyi çok güzel görünüosun benden güzel olma'' diyebilmelisin. ne düşünüyorsan yani.

ya da hepsini unut. tam tersi.
çokta lulu yaa ne halin varsa gör güler eğleniriz içer sıçarız o kadar. ne hastamı oldun, öyle ince giyinirsen olursun tabi. canın mı sıkılıo, hımmmm kitap oku...

demelisin ve keyfine bakmalısın...

kaybettin yahuuuuu acıyorum sana ve popomu dönüp uyuyorum.

13 Şubat 2011 Pazar

yabancı dualar

sevginin olmadığı hiçbir yere, duruma, aşka, arkadaslığa, dostluğa tahammülüm yok.
nebiliyim köşedeki bakkalı bile sevmeliyiz sanki.
sahip olduklarını sevmeli insan. biz hep sahip olamadıklarımızı sevdik.
kazandıklarımızdan çok kaybettiklerimizi düşündük. bu yüzden sevmeye vakit bulamadık, yaşamadık yani. deniz kenarında bir evimiz vardı.odamın penceresinden ayaklarımı sallandırırdım.ayaklarım suya değene kadar annem masallar anlatırdı bana. ah bi deyseydi ayaklarım o suya, bi büyüyebilseydim.
aynalar yandı yavaş yavaş, değiştik. ne zaman yalnız banyo yapmaya başladık deydi ayaklarımız tüm sulara. ama değeri kalmamıştı artık. aynı pencere aynı su aynı ev herşey aynı, benim gözlerimden başka. yanında ya işte tutsana. hayır uzanmalıyım önce, o kollarım kopmalı. ağlamalıyım belki belki yine kurmalıyım aynı cümleyi. ''kimse onun kadar yakmadı canımı'' her gidene söylenen sözler. tonlama farklı. bazen hıçkırarak bazen elini sokup içine kalbinden almaya çalışarak. bazen neden yandığını bilmeden, bazen hiç tanımadığın biri için. ama hep aynı.

önce avuçlarında bulursun onun titreyen ellerini, bakamaaz ya sana yanakları al al olur hani. anlarsın seni ne kadar istediğini. sen istediğin için keser saçlarını, sen gelmeden önce odasını toplar, gömleğini ütüler belki. göremessin ki senin için yaptıklarını. sen sadece sana yapılmayanı görürsün, sevgilerini değil nefretlerini hatırlarsın. ve ne zaman sevmese biri seni yaralanırsın, sevenleri unutarak, sevgilerini umursamayarak.

ayaklarım suya deymesin artık istemiyorum.

2 Şubat 2011 Çarşamba

aşk yok taktik var

sevmediğin tüm erkekler seni sevebilir tabi eğer istersen,
kadınlar bişekilde istedikleri erkeği elde ederler bıdı bıdısına girmiycem fakat bunun bir gerçek olduğu tartışılmaz.belki uzun sürer belki üzer ama sonunda her kadın istediğini bi şekilde alır.eğer ki alamadıysa ya çok salaktır ya da yeterince istemiştir.ben buna katılırım arkadas bu budur yani.

ama her oyunda kurallar vardır ve hileler. kopya çekmeden geçilmeyen sınavlar gibi düşünün. illa kestirme bir yol ufak bir şah mat hareketiyle erkeği tabiri caiz ise kafeslemek mümkün. tabiki bazı imkansızlıklar vardır. bunlar çok ekstrem durumlar evlidir,sevgilisi vardır...v.s zaten bunlar uzak durulması gereken erkekler sınıfına girerler.

eğer bir sevgiliniz varsa (uzun süredir sevgilisi olan biri olarak konuşuorum ki;) ve eğer sizinle eskisi kadar ilgilenmiyorsa ne biliyim eskiden 10 arayıp şimdi 3 arıyorsa endişelenmeyin lütfen. çünkü bu sizin birlikteliğinizin 3.ayına rastlar ve en çalkantılı dönemdir.normaldir tüm soğukluklar.tüm soğuk kanlılığınızı koruyarak üstüne gitmeyerek durumu kendi lehinize çevirebilirsiniz.bırakın aşk kendini sevginin kollarına bıraksın. bu dönemde yapılmaması gereken 3 şey;

asla neden beni aramıyorsun deme
kıskandırmak için kendini paralama komik duruma düşme olasığın çok yüksek
ve en önemlisi asla trip atma...

diyelimdi bu dönemi başarıyla atlattık,
6 ay geçmeden emin olmayınız bu bir dip not !!!

artık alışkanlıklar devreye girer sizden ayrılamayacağı beynine empoze edilmiştir.çünkü üşenir yeni birinin peşinden koşup tavlamaya.6 aydır malum onu baya bi yordunuz.( lütfen yorun)

cefayı çekiceksin ki sefasını süresin evreleri en zevkli evrelerdir.yan gel yat abi.kuaförede gitmesen, makyajda yapmasan hiiiç farketmez çünkü artık o sizden başkasını düşünemez.

hangi evrede olursan ol onunla konuşmaman gereken tek konu,
evlilik.bu konu asla bir bayan tarafından açılmamalı.rahat bırakın o dökülür zamanla.erkekler kadınlardan daha meraklı evlenmeye buna eminim.
o konuyu açtığındada büyük bir ustalıkla istemem yan cebime koy taktiği uygulanmalı. löpşş die atlanmamalı.

böyle yani arkadaşlar benden söylemesi yaşadım gördüm. kaybettiğiniz erkeği geri kazanma taktikleri için bir sonraki yazıyı bekleyiniz please

NOT: türk dil kurumu tarafından takip edilen bir platform değil burası istediğim imla hatasını yapar, istediğimide yazarım.gıcık olanlara da itinayla gıcık olurum. kasma oğlum yazarken koy gitsin nokta

21 Ocak 2011 Cuma

amaaaan nası sıkıcı bi yazı okumayın

neden hiç bilmediğim bu ülkenin sokaklarında aklıma geliyorsun
hiç olmadık zamanlarda

aklımdayken sen kilitli bir müzik kutusuyum sanki
içinde dans eden balerinin hüznü aynam
çalan şarkı hep aynı

senden ne kadar uzak olduğumu bilmiyorum artık
sana benzemeyen insanlara bakıyorum
belki birazcık benzerler bir an sana
belki...

emin oluyorum bazen aynı şarkıda yürüdüğümüze
önüme gelene çarpa çarpa
hayatın beni nereye sürükleyeceğini bilmeden
hergün birşeyler katıyorum kendime
sen bana asla layık olama diye

çocukken de toplamazdım yatağımı
hala aynıyım
dağıttığım her şey kalır orda
kalbimde öyle

dağıttıkları, aldıkları, verdikleri herşey
sevdiklerim, sevmediklerim
herşey içimde
yatağımı topladım bugün
içindekiler gözükmesin diye
keşke bu kadar kolay olsaydı herşey

6 Ocak 2011 Perşembe

londra da bir garip serçe

kediciğim ben gidiyorum ingilterenin soğuk havalarına yokum bi 6 ay kadar.seni özlerim, kokunu özlerim. istanbulumu özlerim. benim istanbullarım var içimde. elimin içine koyduğum galata kulem,köprülerim ve en önemlisi türk kahvelerim var tadına doyamadığım. sonra boğazda sade kahvede sevgilimle kahve içerken yaptığım dedikodular. ödediğim otopark paraları, yaptığım hatalarım, güldüğüm, ağladığım herşey...
beni tanıyan tek şehir istanbul.

gidiyorum lan çok duygusalım yatağımda bir başka yatıyorum. kedime, anneme, babama bi başka bakıorum. istanbulu dinliyorum gözlerim kapalı falan.
sevdiğim ve sevgimi en dibine kadar hak eden mükemmel adam, sevgilim...
bavulumu hazırlamama yardım ediyor, benimle alışveriş yapıyor. ihtiyacım olduğu her an yanımda buluyorum onu. hergün bin kere vazgeç boşver desede ve gözleri dolu dolu baksada bana, babam ağzıma sıçar gitmek zorundayım. git git mika valla dönmek istemiyceksin diyenlerin kafasına osurıyım ben ne alaka yeaa. benim burda çok daha büyük özgürlüklerim benim burda çoook sevdiklerim benim can kırıklarım var.
gidiyom ben yaaa

15 Aralık 2010 Çarşamba

kız kafaları

kendi kendime konuşurum ben objelerlede konuşurum, konuşamadığım hiç bir şey yok.konuşarak anlaşamam ama çok konuştuğum için sanırım.
kedim bazen sıkılır gider yeter bakışı atıp.ben ona terlik fırlatırım o bana trip atar.en çok ben dinlemem beni, içsesime sulanırım sürekli.yakışıklı bi iç sesim var benim üstelik çokta seksi. dur yapma mika derken bi cilveler bi edalar. yap dese bu kadar istek uyandırmaz yemin ederim. çık karşıma cesur iç sesim çık karşıma ürkek kelebeğim derim ama, böyle zamanlarda ağzını bozup sen zıııırrr delisin dio bana. sonra gidip kafayı çekiyodur heralde gelmiyo çünkü bir süre.

velhasıl kelam şu öğrenci protestolarını izlerken hayale daldım derin derin. ben dünyanın en güzel, en seksi en çocuksu en kadınsı en meleği en şeytanisiymişim. tabi o zamn tayyip erdoğandı yok bülent arınçtı gibi insanlara kalmamış ülke.tüm ülkeyi benim güzelliğim yönetiyo. yat diorum yatıolar kalk diyorum kalkıyolar. tayyibin dişi versiyonuyum yani :) neyse böyle bir meyve tabakları, bir tatlılar hayal ettim ki onları çizsem bakan herkesin çükü düşer o yüzden onlara girmicem çok aç olduğum şu saatlerde.neyse işte tüm erkekler ölüo benim için esmer sevende beni sevio, sarışın sevende beni seviyo, tüm erkekler beni görünce öküz oluyo ölee güzelim.

sonra birden bir kriz ortamı, amanın kadınlar grev yapmaya başlıyolar.kocalarımız bizimle ilgilenmiyo yok efendim sürekli rakı içip mika mika diye ağlıyolar.açıolar bunlar pankartlarını,sloganlar bilmemneler. kimsenin umrunda değil tabi. mika tabi erdoğanın kadın versiyonu ya çok duygusal başlamış ağlamaya. sonra davosa gitmiş demişki tüm erkeklere siz ancak öldürmeyi bilirsiniz.sevin birbirinizi sevgi emektir sevgi iyiliktir felan diye. aşkla bakın dünyaya pembe görün diyerekten. sonra kadınlar tekrardan başlamışlar greve bir de ne görsün mika havada sürpriz yumurtalar uçuşuo.yehhuuuu demiş birsürü oyuncaaam oldu yuppiii. oturmuş hepsinin çikolatasını biiiir biiiiir yemiş oyuncaklarınıda kadın halka daıtmış oyalansınlar diye. biz buna halk arasında ele verirsin talkını, kendin yutarsın kinder sürpriz yumurtanın çikolatasını diyoruz. olsun o da bişey.

çok şey anlatmaya çalışıp anlatamadım affola.

3 Aralık 2010 Cuma

laylaylom sana göre sevmeler

evet arabesk bir aşktı bizimki
somurtkan yüzünde eskimiş ve küflenmiş bir ifade vardı
sürekli gezerdi geceleri ve içerdi ipsiz sapsız
en arabesk olmayan şarkılar bile sende saza dönüşürdü
yüzünün döküldüğü yerde ıslak ve saçma bir gül kalırdı

gül arabeskti mahsun kırmızıgülü hatırlatırdı çünkü
çünkü en arabesk şarkılara konu olurdu
senle ben aynı kırmızı güller gibiydik
liseli salak aşıklar ve ayna grubnun gelincik şarkısı edasındaydık

evet arabeskti bizim aşkımız
türk filmlerinden öğrendiğimiz repliklerdi cümleler
uzun bakışmalar ve manidar sözler
her insanın bööğründe yatan ama hep saklanan acılardı
aşkı yaşarken acı çekerdik
kendi kendimize dert arardık
gül görsek ağlardık
su içsek ağlardık
yalandık

fakir bir yakışıklıydın sen bende hulisi kentmenin kızı
ıslak şarkıların vardı senin
gitarında bağlama tınısı
sesin giderek incelirdi
beni sevdiğini söylerdin

her sesini duyduğumda ahanda şimdi mihriban türküsünü söyliycek diye korkardım
korkardım ama, nerde boynu bükük bir garip görsem bakışı yerleşirdi gözlerime
saatlerce gözlerine bakabilirim cümleleri tekerrür ederdi
biz kumrular gibi sevişirdik

bizimkisi çok arabeskti ama en arabesk bizdik
sorsalar söylerdik
beni sevdiğini söylesen, ya birdaha söylemessen diye ağlardım
sen bana gül desen. böğğğğ gülmü dediğim güle hayranlıkla bakardım
senin ağzından çıkan kusmuk,çiş,kaka lafı bile mükemmelleşirdi gözümde
ayyy ne güzel söylüyorsun derdim ve müzik başlardı kendi kendine
kadehimde zehir olsan ben içerim bana getir

evet evet arabesk bir aşktı bizimki
küçük emrahın kaşları, mahsunun saçları, nihat doğanın sümüğü gibiydik
sürekli dertli sürekli mutsuz sürekli ferhat güzeldik
güzeldik ama kafalar güzeldi çünkü

fonda bilmediğim arabesk şarkılar çalardı
çünkü bildiğim tüm hepsini yazdım zaten
bizim bakışlarımız ağıt yakıp tango yapmak isterdi o şarkılarda
zengin bir fakirlik
fakir bir mutluluk
mutlu bir mutsuzluk isterdik
bakışarak sevişirdik.

evet aşk arabeskti çünkü
çünkü aşk insanı en savunmasız en çıplak bırakandı
biz aptaldık orası ayrı
ama tüm aptallar aşık değildi

ben susarsam silahım konuşur uleeen modunda bir barzoluktu
senin altında bez varken benim altımda nez vardı gibi bir apaçilikti
ve sevgi emekti sevgi iyilikti sevgi bilmemneydi diyen bir kadir inanırlıktı bizimki
biz nihat doğandık kısaca
nihat doğan sakal gibiyim, kestikçe uzarım derdi
biz duygulanır yine sevişirdik

sonra herşey bitti yine rock forevır bebeğimmm