15 Aralık 2010 Çarşamba

kız kafaları

kendi kendime konuşurum ben objelerlede konuşurum, konuşamadığım hiç bir şey yok.konuşarak anlaşamam ama çok konuştuğum için sanırım.
kedim bazen sıkılır gider yeter bakışı atıp.ben ona terlik fırlatırım o bana trip atar.en çok ben dinlemem beni, içsesime sulanırım sürekli.yakışıklı bi iç sesim var benim üstelik çokta seksi. dur yapma mika derken bi cilveler bi edalar. yap dese bu kadar istek uyandırmaz yemin ederim. çık karşıma cesur iç sesim çık karşıma ürkek kelebeğim derim ama, böyle zamanlarda ağzını bozup sen zıııırrr delisin dio bana. sonra gidip kafayı çekiyodur heralde gelmiyo çünkü bir süre.

velhasıl kelam şu öğrenci protestolarını izlerken hayale daldım derin derin. ben dünyanın en güzel, en seksi en çocuksu en kadınsı en meleği en şeytanisiymişim. tabi o zamn tayyip erdoğandı yok bülent arınçtı gibi insanlara kalmamış ülke.tüm ülkeyi benim güzelliğim yönetiyo. yat diorum yatıolar kalk diyorum kalkıyolar. tayyibin dişi versiyonuyum yani :) neyse böyle bir meyve tabakları, bir tatlılar hayal ettim ki onları çizsem bakan herkesin çükü düşer o yüzden onlara girmicem çok aç olduğum şu saatlerde.neyse işte tüm erkekler ölüo benim için esmer sevende beni sevio, sarışın sevende beni seviyo, tüm erkekler beni görünce öküz oluyo ölee güzelim.

sonra birden bir kriz ortamı, amanın kadınlar grev yapmaya başlıyolar.kocalarımız bizimle ilgilenmiyo yok efendim sürekli rakı içip mika mika diye ağlıyolar.açıolar bunlar pankartlarını,sloganlar bilmemneler. kimsenin umrunda değil tabi. mika tabi erdoğanın kadın versiyonu ya çok duygusal başlamış ağlamaya. sonra davosa gitmiş demişki tüm erkeklere siz ancak öldürmeyi bilirsiniz.sevin birbirinizi sevgi emektir sevgi iyiliktir felan diye. aşkla bakın dünyaya pembe görün diyerekten. sonra kadınlar tekrardan başlamışlar greve bir de ne görsün mika havada sürpriz yumurtalar uçuşuo.yehhuuuu demiş birsürü oyuncaaam oldu yuppiii. oturmuş hepsinin çikolatasını biiiir biiiiir yemiş oyuncaklarınıda kadın halka daıtmış oyalansınlar diye. biz buna halk arasında ele verirsin talkını, kendin yutarsın kinder sürpriz yumurtanın çikolatasını diyoruz. olsun o da bişey.

çok şey anlatmaya çalışıp anlatamadım affola.

3 Aralık 2010 Cuma

laylaylom sana göre sevmeler

evet arabesk bir aşktı bizimki
somurtkan yüzünde eskimiş ve küflenmiş bir ifade vardı
sürekli gezerdi geceleri ve içerdi ipsiz sapsız
en arabesk olmayan şarkılar bile sende saza dönüşürdü
yüzünün döküldüğü yerde ıslak ve saçma bir gül kalırdı

gül arabeskti mahsun kırmızıgülü hatırlatırdı çünkü
çünkü en arabesk şarkılara konu olurdu
senle ben aynı kırmızı güller gibiydik
liseli salak aşıklar ve ayna grubnun gelincik şarkısı edasındaydık

evet arabeskti bizim aşkımız
türk filmlerinden öğrendiğimiz repliklerdi cümleler
uzun bakışmalar ve manidar sözler
her insanın bööğründe yatan ama hep saklanan acılardı
aşkı yaşarken acı çekerdik
kendi kendimize dert arardık
gül görsek ağlardık
su içsek ağlardık
yalandık

fakir bir yakışıklıydın sen bende hulisi kentmenin kızı
ıslak şarkıların vardı senin
gitarında bağlama tınısı
sesin giderek incelirdi
beni sevdiğini söylerdin

her sesini duyduğumda ahanda şimdi mihriban türküsünü söyliycek diye korkardım
korkardım ama, nerde boynu bükük bir garip görsem bakışı yerleşirdi gözlerime
saatlerce gözlerine bakabilirim cümleleri tekerrür ederdi
biz kumrular gibi sevişirdik

bizimkisi çok arabeskti ama en arabesk bizdik
sorsalar söylerdik
beni sevdiğini söylesen, ya birdaha söylemessen diye ağlardım
sen bana gül desen. böğğğğ gülmü dediğim güle hayranlıkla bakardım
senin ağzından çıkan kusmuk,çiş,kaka lafı bile mükemmelleşirdi gözümde
ayyy ne güzel söylüyorsun derdim ve müzik başlardı kendi kendine
kadehimde zehir olsan ben içerim bana getir

evet evet arabesk bir aşktı bizimki
küçük emrahın kaşları, mahsunun saçları, nihat doğanın sümüğü gibiydik
sürekli dertli sürekli mutsuz sürekli ferhat güzeldik
güzeldik ama kafalar güzeldi çünkü

fonda bilmediğim arabesk şarkılar çalardı
çünkü bildiğim tüm hepsini yazdım zaten
bizim bakışlarımız ağıt yakıp tango yapmak isterdi o şarkılarda
zengin bir fakirlik
fakir bir mutluluk
mutlu bir mutsuzluk isterdik
bakışarak sevişirdik.

evet aşk arabeskti çünkü
çünkü aşk insanı en savunmasız en çıplak bırakandı
biz aptaldık orası ayrı
ama tüm aptallar aşık değildi

ben susarsam silahım konuşur uleeen modunda bir barzoluktu
senin altında bez varken benim altımda nez vardı gibi bir apaçilikti
ve sevgi emekti sevgi iyilikti sevgi bilmemneydi diyen bir kadir inanırlıktı bizimki
biz nihat doğandık kısaca
nihat doğan sakal gibiyim, kestikçe uzarım derdi
biz duygulanır yine sevişirdik

sonra herşey bitti yine rock forevır bebeğimmm

10 Kasım 2010 Çarşamba

zekiysen erkeksin, yakışıklıysan ibne

herkesin kendine göre bir güzelliği vardır derler ya, tamam doğruda acaba çirkinse bile kendini güzel zannediyo olabilir mi insan? yani herkes kendini güzel mi bulur.okan bayülgen dışında çirkinliğini kabul etmiş birini daha görmedim.ilyas salman dünyanın en yakışıklı erkeğiyim dediğinde acaba cidden öylemi sanıyodu kendini? güzelliğin, şirinliğin,seksiliğin çok önemli olduğu bu düzende çirkinin kendine 'ben çirkinim' cümlesini söylemeye ne kadar cesareti olabilirki. görecelimi güzellik?
ben kendini yerden yere vuran biriyim.popon büyük kızım senin, koca götlünün tekisin sakın ayağa kalkma otururken muz kalkınca armut derler adama derim hep ama hayatta da duramam o koca götümü sokarım her yere.ben böyle oran küçük buran büyük diye öl kızım sen yaşamayı hak etmiosun bu dünyada, boka benziosun aynı diye öldürürken kendimi birden hooooppp tanrım beni baştan yarat şarkısı eşliğinde geçiorum aynanın karşısına amaaan yarabbi benden güzeli yok zannediorum böyle gidio bu bi süre.sonra yine kusur arıorum falan filan. ben kendimi bu şekilde cezalandırıorum, kendimi üzerek rahatlıyorum. böylece tüm şımarıklığım, bazen insanlara karşı dengesiz tutumum yok olup silinip gidiyo.düşünüorum şimdiye kadar kimse sana popon büyük dedi mi diye.hayır demedi, ama şımarık dediler.
o zaman unut popoyu sen şu bencilliğini,şımarıklığını bırak kızım.çünkü güzelsende çirkin olabilirsin bi anda.

çirkin olmak için ağzının burnunun yamuk olmasına gerek yok. diyoruz ya hani lokum gibi çocuk bide yanındaki kıza bak diye. heh işte değil o iş öyle. ayaanı öpmek lazım o kızın o tipsizliğiyle kendine güveniyo, ağzı laf yapıo, bide eşşşşek gibi koşturuyo peşinden saftirik yakışıklı çucukları. neyse benim ilgi alanım değil zaten yakışıklılar.yeminle diyorum bak murat boz gelse git derim pislik, çilekli pasta gibi suratın var. tipim değilsin derim. (bu yalan da neyse)
yakışıklı erkekler cidden aptal ama. damgalı hepsi, kendilerini çekemeyen hemcinsleri tarafından ibnelikle aşağılanan, hor görülen, bebek yüzlü olduğundan herkese abi çeken ezik tipler.kıvanç gibiyse pasif, kenan gibiyse aktif sayılıyorlar.her ikiside ibne neticede.

tüm kızlar bloglarını okudukları erkekleri bu neye benziodur acaba diye düşünmüşlerdir illaki. eğer zeki bu, hııım iyi tespit vaay iyi laf sokmuş diyosam ardındanda tipsizdir bu damgasını yapıştırıyorum.hele bide cinsel hayatını anlatıyosa for example eğlenilecek erkek!!!! kesin diyorum bu dobişin tekidir. ama daha büyük marifet.bir erkeğin zekası çok önemlidir.zeki erkeğin tavlayamadığı kadın varmıdır.
kadın için geçerlimi bu? geçerli... acaba herkes kendinde olmayanı mı arıyo ki ?
ben aptalım öyleyse evet evet ben aptalım...

hem zeki hem yakışıklıysa eğer acilen onu hipnoz edip parmağımızı şıplatmadan önce çirkinsin sen çirkinsin sen çirkinsin sen diyip egosunu yerle bir etmemiz gerekio. ben mikanın malıyım bana ondan başkası bakmaz demeli. öyle biri yok gerçi, o yüzden problem de yok.

bir kadın hem aptal hem çirkinse; seda sayan olur
bir erkek hem aptal hem çirkinse de; nihat doğan olur.

günün sorusu: cem adrian gay mi ?

3 Kasım 2010 Çarşamba

7.3 cm pipiniz değil 7.3 cm diliniz büyüsün

ölüm günümü bekler gibi günlerimi sayıyorum gitmeme son 58 gün.ne kadar çabuk geçer o 58 gün şimdi.bide gidiyim ecnebi memlekete orda dakikalar gün olur saatler hafta olur.annesinin dizinin dibinden 10 günden fazla ayrılamayan,eşşekler gibi eğlendiği tatilden bile annesini özlediği için erken dönen ben.evimi,kedimi,yatağımı,buzdolabını, içindekileri özlemezmiyim.patlıcanın tanesi 3buçuk liraymış.zayıflarım orda düşüncesiyle ye babam ye yapıorum kendime.e iyi orası tamamda bütün gün evde oturup yiyip içip esra erolu izliyorum.
3 çocuğunuda evlendirmiş kocası tarafından güzel popolu ve büyük göğüslü biriyle aldatılmış tam 58 gün sonra ölücek bi obez gibi davranıyorum.yıkanmaya bile halim yok. ev hanımı olsaydım, requiem for a dream deki anne gibi olurdum
sevgilimde uzakta, dedim hayatın boyunca çalışıcaksın kızım mika, yat yatabildiğin yere kadar tuvalete gidemez, su içemez, yerinden kalkamaz bi hale geldim.gidicem ya el bebek gül bebeğim tam evde. ot desem ot et desem et.çok özlicem çerini çöpünü istanbul.çok özlicem çoooooooooook.

bitlise gitsem, askerlik yapsam mağarada kalsam aynen böyle hissederdim.ingilizce öğrenmek ne demek, 2010 yılı desen neyse koskoca kıyametten önceki yıl 2011 dıdıf dıf dıdıf. bi kulaklık bi dudaklık bi halt yapamadılar.ben ingilizceyi ingilterede öğrenmek zorunda kalıyorum.hergün yeni bi penis büyütücü maili alıyorum, herseferinde ingiltere gelio aklıma.Allahtan korkmaz kuldan utanmazlar ufacıcık şeyi 7.3 cm büyütüosunda, herkesin bildiği bilmeyenin hor görüldüğü,dışlandığı çük kadar ingilizceyi bi seferde öğretecek bir hap neden bulamıosun.7.3 cm pipiniz değil 7.3 cm diliniz büyüsün.erkeklerin çükleriyle uğraşmaktan gerekli şeylere zaman ayıramıyorlar güceniyorum ben bu duruma.

tam koltuğa uzanırsın televizyon izlemek için, bi elinde sigaran diğer elinde kahven, iyice yerleşirsin gömülürsün koltuğa.işte tam o an kumandayı almamışsındır eline farkedersin, tam kumandayı alır kahveni alır sigarandan deriiiin bir nefes çekersin kapı çalar derken telefon... işte hep buna benziyo hayat.bu hep böyle olur.ya kahretsin dersin,ya hasiktir dersin oflarsın poflarsın hatta bazen gülersin yine mallık yaptın diye.ama hep hazırım ben dediğin anlarda senin aslında hiçte hazır olmadığını hatırlatır birileri, sen tam başla tuşuyken, bi gelip escape yapar. elindekileri bırakırsın,doğrulursun kumandanı,sigaranı, kahveni ve televizyonunu bırakıp kapıya koşarsın.döndüğünde sigaran bitmiş kahven soğumuş olur. ve bunu defalarca yaşarsın.çünkü elin boş olsa kapın çalmaz, tuvalette olmasan telefon çalmaz. ne biliyim o kumandayı silgi gibi boynuma bağlasam herşey düzelirmiydi acaba.

ben gitmek isteseydim ingiltereye gidemezdim belki öyle değil mi? istermiş gibi numara yapsam yer mi ? ben olsam yemezdim.herşey kumandamın suçu bide yan ingiltere yan ben gelmeden yan...

26 Eylül 2010 Pazar

amaç neydi hiç bilmiyorum ama...

ben masumum sevgilim herşeyi benim egom yaptı, aynı sana yalan söylerken iç sesimin bana söylettirdikleri gibi. ben değildim, onlar yaptı.

vicdan nezaman geceyarısı kapımı çalsa, sus lan diorum sanki isteyerek mi yaptım bunları, yaptırdılar zorla, eğer yapmasaydım anlarmıydım değerini senin bu denli.
evet sevgilim evet aldattım ben seni.
iç sesim kimi zaman sırtımı sıvazladı, kimi zaman dur dedi karşıma geçip. ne zaman dur dese hep tersini yaptım, git dediğinde gittim ama.tuaftırki ne yapmak istiyorsam tersini söylüyordu hep, en büyük düşmanımdı iç sesim. zar 4-2 kapı alma mika kır onu kır...kapı almam gerekliydi aslında bunu defalarca test ettim.peki devam et mika aldat sevgilini dediğinde neden durmadım? durmak istemediğimden miydi? bilmiorum...

tek başına karar veremiyorsun hiçbizaman, birden 2 tane sen doğuveriyor. ve sen ne yöne gidersen tersinin doğru olduğunu söylüyor.bende inadına hepsini silip atıyorum.kes sesini artık diyip.

ben melek ken iç sesim şeytan oluyo, ben şeytanken melek. başedemiyorum bazen.

sonuç: anladım ki 'ego' tatmin edilebilen birşey değil, sürekli aç ve saldırgan.
sadece onu olduğu yerde saydırabiliyorsun. ama istediğin birini elde edemediğinde yerle bir oluyo. egom maksimum seviyede kalsın aman en mükemmel ben zannetmeliyim bir kaç dakika kendimi diye böyle saçma sapan, abaza duyguları yok etmek gerek diye düşünüyorum.

bu saç rengi sana yakışmamış, biraz kilomu aldın ya da sana değil kardeşine denildiği anda yerle bir olan bi ego bizimki, başetmek zor.

evet sevgilim yaptım amaç neydi hiç bilmiyorum ama...

18 Eylül 2010 Cumartesi

murat boz başlıklı yazı

hayretler içinde kalıyorum her murat boz değişimde bi kaç tane blogda okudum buna benzer şeyler test etmek mahiyetinde deniyim dedim ki erkek egosu yerle bir.erkeklerin tahammül edemedikleri, direkt fredy kurıgır kesildikleri isim MURAT BOZ... adama türlü türlü isimler takılmışta haberimiz yok. biz kız kıza ağda sohbetleri yaparken onlar diş bilemişler hazırlık yapmışlar murat boz diyen dişilere karşı.kıskanmayı da geçtim ağza alınmıcak hakaretler türlü türlü iftiralar.nedir sonuç bizim için adriana limalar ne ise murat bozda onlar için öyle. fark ise şu biz biraz olsun onlar gibi olabilmek için kıçımızı yırtarken, erkeklerin tüm barzoluklarına devam etmesi.iki küfür savurup ondan (sözde) erkekliğiyle kendini üstün kılması.

kadının erkeği, erkeğin kız gibi olanı makbul şu sıralar.velhasıl bende bi alıcı gözüyle bakınca beğeniverdim murat bozu.neydi onu diğer erkeklerden ayıran? erkeksi olmamasının yanında bi o kadarda seksi oluşu olabilir mi? erkeğim ben ulan erkek diye haykıran hanzoların yanında, o kadar masum o kadar bebek yüzlü kalışı mı?
yoo değil bence onun farkı sadece sizin onun ismini duyduğunuzda verdiğiniz tepki.güneş en tepedeyken tam saat 12 de bile onun olmayan gölgesi altında ezilmeniz.aslında yok öyle biri murat boz yok rahat olunuz.

çekemiyosunuz siz çekemedikçe biz kendimizi murat bozlara adıyoruz.40 yılda bi hem seksi hem yakışıklı hem karizmatik hem şarkıcı hem sporcu hem ayakkabı bağlayıcı :Pp bulmuşuz çok mu. hepimize yeter murat boz hepimiz nasipleniriz,nemalanırız bi ucundan.sizin egolarınız çöker bizi adriana lima sanırsınız...

not: eğer sevgilinizin az konuşmasından şikayet ediyorsanız çözüm basit.Murat boz deyin yeter. :Pp

16 Eylül 2010 Perşembe

uzun uzun yazıp uzun uzun siliyorum...bu sayede unuttuğumu zannedip rahatlıyorum.
bugün bakkalın oğlu bana pandik attı, otobüsten inerken eteğime bastım külodum göründü ya da ben aşık oldum gibi değilde daha çok can sıkıcı şeyler...yazıp yazıp siliyorum.hem yazmış oluyorum yani rahatlamış hemde unutmuş olduğuma inanıyorum gerçi eteğime bassam ve kilodum görünse eminim bunuda unutmak isterdim.
ama bakkalın oğlu pandik falan atıcaksa atabilir onu 48 punto kırmızılı kırmızılı yazarım :Pp

herneyse bunu silmiyim en iyisi kime ne ki