herkesin kendine göre bir güzelliği vardır derler ya, tamam doğruda acaba çirkinse bile kendini güzel zannediyo olabilir mi insan? yani herkes kendini güzel mi bulur.okan bayülgen dışında çirkinliğini kabul etmiş birini daha görmedim.ilyas salman dünyanın en yakışıklı erkeğiyim dediğinde acaba cidden öylemi sanıyodu kendini? güzelliğin, şirinliğin,seksiliğin çok önemli olduğu bu düzende çirkinin kendine 'ben çirkinim' cümlesini söylemeye ne kadar cesareti olabilirki. görecelimi güzellik?
ben kendini yerden yere vuran biriyim.popon büyük kızım senin, koca götlünün tekisin sakın ayağa kalkma otururken muz kalkınca armut derler adama derim hep ama hayatta da duramam o koca götümü sokarım her yere.ben böyle oran küçük buran büyük diye öl kızım sen yaşamayı hak etmiosun bu dünyada, boka benziosun aynı diye öldürürken kendimi birden hooooppp tanrım beni baştan yarat şarkısı eşliğinde geçiorum aynanın karşısına amaaan yarabbi benden güzeli yok zannediorum böyle gidio bu bi süre.sonra yine kusur arıorum falan filan. ben kendimi bu şekilde cezalandırıorum, kendimi üzerek rahatlıyorum. böylece tüm şımarıklığım, bazen insanlara karşı dengesiz tutumum yok olup silinip gidiyo.düşünüorum şimdiye kadar kimse sana popon büyük dedi mi diye.hayır demedi, ama şımarık dediler.
o zaman unut popoyu sen şu bencilliğini,şımarıklığını bırak kızım.çünkü güzelsende çirkin olabilirsin bi anda.
çirkin olmak için ağzının burnunun yamuk olmasına gerek yok. diyoruz ya hani lokum gibi çocuk bide yanındaki kıza bak diye. heh işte değil o iş öyle. ayaanı öpmek lazım o kızın o tipsizliğiyle kendine güveniyo, ağzı laf yapıo, bide eşşşşek gibi koşturuyo peşinden saftirik yakışıklı çucukları. neyse benim ilgi alanım değil zaten yakışıklılar.yeminle diyorum bak murat boz gelse git derim pislik, çilekli pasta gibi suratın var. tipim değilsin derim. (bu yalan da neyse)
yakışıklı erkekler cidden aptal ama. damgalı hepsi, kendilerini çekemeyen hemcinsleri tarafından ibnelikle aşağılanan, hor görülen, bebek yüzlü olduğundan herkese abi çeken ezik tipler.kıvanç gibiyse pasif, kenan gibiyse aktif sayılıyorlar.her ikiside ibne neticede.
tüm kızlar bloglarını okudukları erkekleri bu neye benziodur acaba diye düşünmüşlerdir illaki. eğer zeki bu, hııım iyi tespit vaay iyi laf sokmuş diyosam ardındanda tipsizdir bu damgasını yapıştırıyorum.hele bide cinsel hayatını anlatıyosa for example eğlenilecek erkek!!!! kesin diyorum bu dobişin tekidir. ama daha büyük marifet.bir erkeğin zekası çok önemlidir.zeki erkeğin tavlayamadığı kadın varmıdır.
kadın için geçerlimi bu? geçerli... acaba herkes kendinde olmayanı mı arıyo ki ?
ben aptalım öyleyse evet evet ben aptalım...
hem zeki hem yakışıklıysa eğer acilen onu hipnoz edip parmağımızı şıplatmadan önce çirkinsin sen çirkinsin sen çirkinsin sen diyip egosunu yerle bir etmemiz gerekio. ben mikanın malıyım bana ondan başkası bakmaz demeli. öyle biri yok gerçi, o yüzden problem de yok.
bir kadın hem aptal hem çirkinse; seda sayan olur
bir erkek hem aptal hem çirkinse de; nihat doğan olur.
günün sorusu: cem adrian gay mi ?
10 Kasım 2010 Çarşamba
3 Kasım 2010 Çarşamba
7.3 cm pipiniz değil 7.3 cm diliniz büyüsün
ölüm günümü bekler gibi günlerimi sayıyorum gitmeme son 58 gün.ne kadar çabuk geçer o 58 gün şimdi.bide gidiyim ecnebi memlekete orda dakikalar gün olur saatler hafta olur.annesinin dizinin dibinden 10 günden fazla ayrılamayan,eşşekler gibi eğlendiği tatilden bile annesini özlediği için erken dönen ben.evimi,kedimi,yatağımı,buzdolabını, içindekileri özlemezmiyim.patlıcanın tanesi 3buçuk liraymış.zayıflarım orda düşüncesiyle ye babam ye yapıorum kendime.e iyi orası tamamda bütün gün evde oturup yiyip içip esra erolu izliyorum.
3 çocuğunuda evlendirmiş kocası tarafından güzel popolu ve büyük göğüslü biriyle aldatılmış tam 58 gün sonra ölücek bi obez gibi davranıyorum.yıkanmaya bile halim yok. ev hanımı olsaydım, requiem for a dream deki anne gibi olurdum
sevgilimde uzakta, dedim hayatın boyunca çalışıcaksın kızım mika, yat yatabildiğin yere kadar tuvalete gidemez, su içemez, yerinden kalkamaz bi hale geldim.gidicem ya el bebek gül bebeğim tam evde. ot desem ot et desem et.çok özlicem çerini çöpünü istanbul.çok özlicem çoooooooooook.
bitlise gitsem, askerlik yapsam mağarada kalsam aynen böyle hissederdim.ingilizce öğrenmek ne demek, 2010 yılı desen neyse koskoca kıyametten önceki yıl 2011 dıdıf dıf dıdıf. bi kulaklık bi dudaklık bi halt yapamadılar.ben ingilizceyi ingilterede öğrenmek zorunda kalıyorum.hergün yeni bi penis büyütücü maili alıyorum, herseferinde ingiltere gelio aklıma.Allahtan korkmaz kuldan utanmazlar ufacıcık şeyi 7.3 cm büyütüosunda, herkesin bildiği bilmeyenin hor görüldüğü,dışlandığı çük kadar ingilizceyi bi seferde öğretecek bir hap neden bulamıosun.7.3 cm pipiniz değil 7.3 cm diliniz büyüsün.erkeklerin çükleriyle uğraşmaktan gerekli şeylere zaman ayıramıyorlar güceniyorum ben bu duruma.
tam koltuğa uzanırsın televizyon izlemek için, bi elinde sigaran diğer elinde kahven, iyice yerleşirsin gömülürsün koltuğa.işte tam o an kumandayı almamışsındır eline farkedersin, tam kumandayı alır kahveni alır sigarandan deriiiin bir nefes çekersin kapı çalar derken telefon... işte hep buna benziyo hayat.bu hep böyle olur.ya kahretsin dersin,ya hasiktir dersin oflarsın poflarsın hatta bazen gülersin yine mallık yaptın diye.ama hep hazırım ben dediğin anlarda senin aslında hiçte hazır olmadığını hatırlatır birileri, sen tam başla tuşuyken, bi gelip escape yapar. elindekileri bırakırsın,doğrulursun kumandanı,sigaranı, kahveni ve televizyonunu bırakıp kapıya koşarsın.döndüğünde sigaran bitmiş kahven soğumuş olur. ve bunu defalarca yaşarsın.çünkü elin boş olsa kapın çalmaz, tuvalette olmasan telefon çalmaz. ne biliyim o kumandayı silgi gibi boynuma bağlasam herşey düzelirmiydi acaba.
ben gitmek isteseydim ingiltereye gidemezdim belki öyle değil mi? istermiş gibi numara yapsam yer mi ? ben olsam yemezdim.herşey kumandamın suçu bide yan ingiltere yan ben gelmeden yan...
3 çocuğunuda evlendirmiş kocası tarafından güzel popolu ve büyük göğüslü biriyle aldatılmış tam 58 gün sonra ölücek bi obez gibi davranıyorum.yıkanmaya bile halim yok. ev hanımı olsaydım, requiem for a dream deki anne gibi olurdum
sevgilimde uzakta, dedim hayatın boyunca çalışıcaksın kızım mika, yat yatabildiğin yere kadar tuvalete gidemez, su içemez, yerinden kalkamaz bi hale geldim.gidicem ya el bebek gül bebeğim tam evde. ot desem ot et desem et.çok özlicem çerini çöpünü istanbul.çok özlicem çoooooooooook.
bitlise gitsem, askerlik yapsam mağarada kalsam aynen böyle hissederdim.ingilizce öğrenmek ne demek, 2010 yılı desen neyse koskoca kıyametten önceki yıl 2011 dıdıf dıf dıdıf. bi kulaklık bi dudaklık bi halt yapamadılar.ben ingilizceyi ingilterede öğrenmek zorunda kalıyorum.hergün yeni bi penis büyütücü maili alıyorum, herseferinde ingiltere gelio aklıma.Allahtan korkmaz kuldan utanmazlar ufacıcık şeyi 7.3 cm büyütüosunda, herkesin bildiği bilmeyenin hor görüldüğü,dışlandığı çük kadar ingilizceyi bi seferde öğretecek bir hap neden bulamıosun.7.3 cm pipiniz değil 7.3 cm diliniz büyüsün.erkeklerin çükleriyle uğraşmaktan gerekli şeylere zaman ayıramıyorlar güceniyorum ben bu duruma.
tam koltuğa uzanırsın televizyon izlemek için, bi elinde sigaran diğer elinde kahven, iyice yerleşirsin gömülürsün koltuğa.işte tam o an kumandayı almamışsındır eline farkedersin, tam kumandayı alır kahveni alır sigarandan deriiiin bir nefes çekersin kapı çalar derken telefon... işte hep buna benziyo hayat.bu hep böyle olur.ya kahretsin dersin,ya hasiktir dersin oflarsın poflarsın hatta bazen gülersin yine mallık yaptın diye.ama hep hazırım ben dediğin anlarda senin aslında hiçte hazır olmadığını hatırlatır birileri, sen tam başla tuşuyken, bi gelip escape yapar. elindekileri bırakırsın,doğrulursun kumandanı,sigaranı, kahveni ve televizyonunu bırakıp kapıya koşarsın.döndüğünde sigaran bitmiş kahven soğumuş olur. ve bunu defalarca yaşarsın.çünkü elin boş olsa kapın çalmaz, tuvalette olmasan telefon çalmaz. ne biliyim o kumandayı silgi gibi boynuma bağlasam herşey düzelirmiydi acaba.
ben gitmek isteseydim ingiltereye gidemezdim belki öyle değil mi? istermiş gibi numara yapsam yer mi ? ben olsam yemezdim.herşey kumandamın suçu bide yan ingiltere yan ben gelmeden yan...
26 Eylül 2010 Pazar
amaç neydi hiç bilmiyorum ama...
ben masumum sevgilim herşeyi benim egom yaptı, aynı sana yalan söylerken iç sesimin bana söylettirdikleri gibi. ben değildim, onlar yaptı.
vicdan nezaman geceyarısı kapımı çalsa, sus lan diorum sanki isteyerek mi yaptım bunları, yaptırdılar zorla, eğer yapmasaydım anlarmıydım değerini senin bu denli.
evet sevgilim evet aldattım ben seni.
iç sesim kimi zaman sırtımı sıvazladı, kimi zaman dur dedi karşıma geçip. ne zaman dur dese hep tersini yaptım, git dediğinde gittim ama.tuaftırki ne yapmak istiyorsam tersini söylüyordu hep, en büyük düşmanımdı iç sesim. zar 4-2 kapı alma mika kır onu kır...kapı almam gerekliydi aslında bunu defalarca test ettim.peki devam et mika aldat sevgilini dediğinde neden durmadım? durmak istemediğimden miydi? bilmiorum...
tek başına karar veremiyorsun hiçbizaman, birden 2 tane sen doğuveriyor. ve sen ne yöne gidersen tersinin doğru olduğunu söylüyor.bende inadına hepsini silip atıyorum.kes sesini artık diyip.
ben melek ken iç sesim şeytan oluyo, ben şeytanken melek. başedemiyorum bazen.
sonuç: anladım ki 'ego' tatmin edilebilen birşey değil, sürekli aç ve saldırgan.
sadece onu olduğu yerde saydırabiliyorsun. ama istediğin birini elde edemediğinde yerle bir oluyo. egom maksimum seviyede kalsın aman en mükemmel ben zannetmeliyim bir kaç dakika kendimi diye böyle saçma sapan, abaza duyguları yok etmek gerek diye düşünüyorum.
bu saç rengi sana yakışmamış, biraz kilomu aldın ya da sana değil kardeşine denildiği anda yerle bir olan bi ego bizimki, başetmek zor.
evet sevgilim yaptım amaç neydi hiç bilmiyorum ama...
vicdan nezaman geceyarısı kapımı çalsa, sus lan diorum sanki isteyerek mi yaptım bunları, yaptırdılar zorla, eğer yapmasaydım anlarmıydım değerini senin bu denli.
evet sevgilim evet aldattım ben seni.
iç sesim kimi zaman sırtımı sıvazladı, kimi zaman dur dedi karşıma geçip. ne zaman dur dese hep tersini yaptım, git dediğinde gittim ama.tuaftırki ne yapmak istiyorsam tersini söylüyordu hep, en büyük düşmanımdı iç sesim. zar 4-2 kapı alma mika kır onu kır...kapı almam gerekliydi aslında bunu defalarca test ettim.peki devam et mika aldat sevgilini dediğinde neden durmadım? durmak istemediğimden miydi? bilmiorum...
tek başına karar veremiyorsun hiçbizaman, birden 2 tane sen doğuveriyor. ve sen ne yöne gidersen tersinin doğru olduğunu söylüyor.bende inadına hepsini silip atıyorum.kes sesini artık diyip.
ben melek ken iç sesim şeytan oluyo, ben şeytanken melek. başedemiyorum bazen.
sonuç: anladım ki 'ego' tatmin edilebilen birşey değil, sürekli aç ve saldırgan.
sadece onu olduğu yerde saydırabiliyorsun. ama istediğin birini elde edemediğinde yerle bir oluyo. egom maksimum seviyede kalsın aman en mükemmel ben zannetmeliyim bir kaç dakika kendimi diye böyle saçma sapan, abaza duyguları yok etmek gerek diye düşünüyorum.
bu saç rengi sana yakışmamış, biraz kilomu aldın ya da sana değil kardeşine denildiği anda yerle bir olan bi ego bizimki, başetmek zor.
evet sevgilim yaptım amaç neydi hiç bilmiyorum ama...
18 Eylül 2010 Cumartesi
murat boz başlıklı yazı
hayretler içinde kalıyorum her murat boz değişimde bi kaç tane blogda okudum buna benzer şeyler test etmek mahiyetinde deniyim dedim ki erkek egosu yerle bir.erkeklerin tahammül edemedikleri, direkt fredy kurıgır kesildikleri isim MURAT BOZ... adama türlü türlü isimler takılmışta haberimiz yok. biz kız kıza ağda sohbetleri yaparken onlar diş bilemişler hazırlık yapmışlar murat boz diyen dişilere karşı.kıskanmayı da geçtim ağza alınmıcak hakaretler türlü türlü iftiralar.nedir sonuç bizim için adriana limalar ne ise murat bozda onlar için öyle. fark ise şu biz biraz olsun onlar gibi olabilmek için kıçımızı yırtarken, erkeklerin tüm barzoluklarına devam etmesi.iki küfür savurup ondan (sözde) erkekliğiyle kendini üstün kılması.
kadının erkeği, erkeğin kız gibi olanı makbul şu sıralar.velhasıl bende bi alıcı gözüyle bakınca beğeniverdim murat bozu.neydi onu diğer erkeklerden ayıran? erkeksi olmamasının yanında bi o kadarda seksi oluşu olabilir mi? erkeğim ben ulan erkek diye haykıran hanzoların yanında, o kadar masum o kadar bebek yüzlü kalışı mı?
yoo değil bence onun farkı sadece sizin onun ismini duyduğunuzda verdiğiniz tepki.güneş en tepedeyken tam saat 12 de bile onun olmayan gölgesi altında ezilmeniz.aslında yok öyle biri murat boz yok rahat olunuz.
çekemiyosunuz siz çekemedikçe biz kendimizi murat bozlara adıyoruz.40 yılda bi hem seksi hem yakışıklı hem karizmatik hem şarkıcı hem sporcu hem ayakkabı bağlayıcı :Pp bulmuşuz çok mu. hepimize yeter murat boz hepimiz nasipleniriz,nemalanırız bi ucundan.sizin egolarınız çöker bizi adriana lima sanırsınız...
not: eğer sevgilinizin az konuşmasından şikayet ediyorsanız çözüm basit.Murat boz deyin yeter. :Pp
kadının erkeği, erkeğin kız gibi olanı makbul şu sıralar.velhasıl bende bi alıcı gözüyle bakınca beğeniverdim murat bozu.neydi onu diğer erkeklerden ayıran? erkeksi olmamasının yanında bi o kadarda seksi oluşu olabilir mi? erkeğim ben ulan erkek diye haykıran hanzoların yanında, o kadar masum o kadar bebek yüzlü kalışı mı?
yoo değil bence onun farkı sadece sizin onun ismini duyduğunuzda verdiğiniz tepki.güneş en tepedeyken tam saat 12 de bile onun olmayan gölgesi altında ezilmeniz.aslında yok öyle biri murat boz yok rahat olunuz.
çekemiyosunuz siz çekemedikçe biz kendimizi murat bozlara adıyoruz.40 yılda bi hem seksi hem yakışıklı hem karizmatik hem şarkıcı hem sporcu hem ayakkabı bağlayıcı :Pp bulmuşuz çok mu. hepimize yeter murat boz hepimiz nasipleniriz,nemalanırız bi ucundan.sizin egolarınız çöker bizi adriana lima sanırsınız...
not: eğer sevgilinizin az konuşmasından şikayet ediyorsanız çözüm basit.Murat boz deyin yeter. :Pp
16 Eylül 2010 Perşembe
uzun uzun yazıp uzun uzun siliyorum...bu sayede unuttuğumu zannedip rahatlıyorum.
bugün bakkalın oğlu bana pandik attı, otobüsten inerken eteğime bastım külodum göründü ya da ben aşık oldum gibi değilde daha çok can sıkıcı şeyler...yazıp yazıp siliyorum.hem yazmış oluyorum yani rahatlamış hemde unutmuş olduğuma inanıyorum gerçi eteğime bassam ve kilodum görünse eminim bunuda unutmak isterdim.
ama bakkalın oğlu pandik falan atıcaksa atabilir onu 48 punto kırmızılı kırmızılı yazarım :Pp
herneyse bunu silmiyim en iyisi kime ne ki
bugün bakkalın oğlu bana pandik attı, otobüsten inerken eteğime bastım külodum göründü ya da ben aşık oldum gibi değilde daha çok can sıkıcı şeyler...yazıp yazıp siliyorum.hem yazmış oluyorum yani rahatlamış hemde unutmuş olduğuma inanıyorum gerçi eteğime bassam ve kilodum görünse eminim bunuda unutmak isterdim.
ama bakkalın oğlu pandik falan atıcaksa atabilir onu 48 punto kırmızılı kırmızılı yazarım :Pp
herneyse bunu silmiyim en iyisi kime ne ki
2 Eylül 2010 Perşembe
norah jones-rain
başka türden bir mutluluk
küçük elleri var, küçücük ayakları ve kırmızı yanakları
tazelediğim, öldürüp öldürüp yeniden nefes verdiğim aynadaki ben
şimdi eskiden olduğu gibi...
aynı rüyaları görüyorum
aynı giyiniyorum
ve aynı gülümsüyorum
tekrar başlama ve her seferinde daha güçlü
daha çok gülerek ve sükr ederek
bu gücü bana verdiğin için teşekkür ederim
ellerim için, gözlerim ve herşey için
kosarken 'arkana bakma,sakın dönme geri' iç sesini bana verdiğin için
bir iç sesim olduğu için
var ettiğin için teşekkür ederim...
yarına sakladığım hiç bir sevgi yok içimde
biriktirdiğim param ya da gerçek olmayacak hayallerim
ben bu günü yaşadım
ertelemeden, düşünmeden
düşmek olsada ucunda
ölüm bile
başka türlü bir mutluluk bu
soyuttan somuta terfi etmiş
imaları var, mimikleri küçük küçük
kafasını hafif yana eğip gülümseyen
neyi varsa ortaya döken ve ben buyum diyen...
ateş ettin her seferinde
ben canım yana yana çıkarıp yaramdan
gözlerimi kapadım kalbime koydum onları aşk diyerek
silahında ki tek kurşun beni vurmaz
hazırım ben
neyle gelirsen gel
başa dön, geldiğin yere
fırlat tüm silahlarını, soyun hatta
beni artık hiç bir parçan vuramaz
bir pazar günü ekmek keserken kanıycak elin
önce ağzına sokucaksın elini
sonra peçeteye sarıcaksın
ufacık bir kesik sıçratıcak seni
canının acımasına şaşırıp
kafanı sallıycaksın
ve hiç bir zaman anlayamayacaksın
sen benim derimi yüzerken
içime girmek için
seni sevmem için
beni öldürürken
ne kadar kanadığımı
ne kadar korktuğumu kanamaktan
ve senin sadece bir saatlik mutluluğun için oluk oluk aktığımı
sen elini kesme diye
sen hiç düşme diye
gittiğimi...
küçük elleri var, küçücük ayakları ve kırmızı yanakları
tazelediğim, öldürüp öldürüp yeniden nefes verdiğim aynadaki ben
şimdi eskiden olduğu gibi...
aynı rüyaları görüyorum
aynı giyiniyorum
ve aynı gülümsüyorum
tekrar başlama ve her seferinde daha güçlü
daha çok gülerek ve sükr ederek
bu gücü bana verdiğin için teşekkür ederim
ellerim için, gözlerim ve herşey için
kosarken 'arkana bakma,sakın dönme geri' iç sesini bana verdiğin için
bir iç sesim olduğu için
var ettiğin için teşekkür ederim...
yarına sakladığım hiç bir sevgi yok içimde
biriktirdiğim param ya da gerçek olmayacak hayallerim
ben bu günü yaşadım
ertelemeden, düşünmeden
düşmek olsada ucunda
ölüm bile
başka türlü bir mutluluk bu
soyuttan somuta terfi etmiş
imaları var, mimikleri küçük küçük
kafasını hafif yana eğip gülümseyen
neyi varsa ortaya döken ve ben buyum diyen...
ateş ettin her seferinde
ben canım yana yana çıkarıp yaramdan
gözlerimi kapadım kalbime koydum onları aşk diyerek
silahında ki tek kurşun beni vurmaz
hazırım ben
neyle gelirsen gel
başa dön, geldiğin yere
fırlat tüm silahlarını, soyun hatta
beni artık hiç bir parçan vuramaz
bir pazar günü ekmek keserken kanıycak elin
önce ağzına sokucaksın elini
sonra peçeteye sarıcaksın
ufacık bir kesik sıçratıcak seni
canının acımasına şaşırıp
kafanı sallıycaksın
ve hiç bir zaman anlayamayacaksın
sen benim derimi yüzerken
içime girmek için
seni sevmem için
beni öldürürken
ne kadar kanadığımı
ne kadar korktuğumu kanamaktan
ve senin sadece bir saatlik mutluluğun için oluk oluk aktığımı
sen elini kesme diye
sen hiç düşme diye
gittiğimi...
1 Eylül 2010 Çarşamba
hazmetmek ya da edememek
yalanlara bir çelme daha, o da benden gelsin
koşarak arabaları sollamak gibi hem bir yasak ta yok bununla ilgili
kaldırımlar ne güne duruyo işte bu yüzden varlar
üzerlerine basa basa canını yaka yaka önüne bile bakmadan koşarsan geçersin, gözüne kestirdiğin herhangi bi arabayı...ilerde trafik var durur elbet biyerde...
benim ayaklarım var,ellerim var ve güzel bir beynim
çalıştırırm son sürat giderim
zorda kalınca yapabiliyor insan herşeyi
unutmayı,yok saymayı, ya da en zoru, havuz problemlerini...
bilmem kaç bilinmeyenli denklemi ve en kralından yalan söylemeyi
söyleye söyleye kaç yüzün olduğunu görürsün
kendi aynana farklı, onların gözlerine ayrı roller giyinirsin
yalan söylersin çünkü söylediklerini görürsün
masumiyetini bozmalarına izin verirsin
ve teslim olursun...
keşkelerin en büyük silahıdır yalanlar hep arkasına saklanabileceği sığınağı
yalnız bir kahramansındır ya da başbakan falan filan
bazıları yer, bazıları güler...
ama herkes memnun görünür halinden
keşkeler dağılır,kopar bütünlüğünden buz gibi erir o dakikalarda...
sonra yeni bir neden bulur kalp, bir keşke daha yaratabilmek için.
sen yalan söylersin, ben hem güler hemde inanırım.
inanırım çünkü, inandığım diğer yalanlardan daha güçlüdür bu
saygı duyar severim, seni sevdiğim büyüklükte yalanlarını
yüzümü güldürürler bazen
bazen seni seviyorum diye yalan söylersin
bazen BEN KIRMIZI IŞIKTA GEÇMEDİM, sen konuşuyordun, bende görmedim diye
bazen uykunda bile...
söylersin işte bende hiç istemediğim kadar inanmak isterim
seni istemek gibi
hiçi istemek gibi
aslıdır adı, meltemdir, melikedir ya da... onlara da aynı maskenin diğer performanslarını sergilersin
sahne ışıkları söner ve alkışlarlar onlarda benim gibi seni
yüzümde bir gülümseme bana yaşattıklarına teşekkür ederek
yanımda oturan hatta ben olan melikenin sırtına vurup
'üzülme beni de çok sevdi' diyerek...
hazmettiğim, üstüme yapıştırdığım bütün boktanlıkları söküp atarım atmasına da
bari bana bıraktığın yalanların bende kalsaydı, bari onlar ikimize özel olsaydı...
ben melikeyim ya da başka biri...melike kim ki ?
senin için kim ya da?
ben neydim peki ?
melikemiydim sadece ya da herhangi biri...
kendime yalan söylememe izin ver
ben KIRMIZI IŞIKTA GEÇMEDİM SEN BENİ İTTİN...
şimdi filmi başa sar en başa
offf spiderman kendi ipinle boğul ve öl lütfen...
koşarak arabaları sollamak gibi hem bir yasak ta yok bununla ilgili
kaldırımlar ne güne duruyo işte bu yüzden varlar
üzerlerine basa basa canını yaka yaka önüne bile bakmadan koşarsan geçersin, gözüne kestirdiğin herhangi bi arabayı...ilerde trafik var durur elbet biyerde...
benim ayaklarım var,ellerim var ve güzel bir beynim
çalıştırırm son sürat giderim
zorda kalınca yapabiliyor insan herşeyi
unutmayı,yok saymayı, ya da en zoru, havuz problemlerini...
bilmem kaç bilinmeyenli denklemi ve en kralından yalan söylemeyi
söyleye söyleye kaç yüzün olduğunu görürsün
kendi aynana farklı, onların gözlerine ayrı roller giyinirsin
yalan söylersin çünkü söylediklerini görürsün
masumiyetini bozmalarına izin verirsin
ve teslim olursun...
keşkelerin en büyük silahıdır yalanlar hep arkasına saklanabileceği sığınağı
yalnız bir kahramansındır ya da başbakan falan filan
bazıları yer, bazıları güler...
ama herkes memnun görünür halinden
keşkeler dağılır,kopar bütünlüğünden buz gibi erir o dakikalarda...
sonra yeni bir neden bulur kalp, bir keşke daha yaratabilmek için.
sen yalan söylersin, ben hem güler hemde inanırım.
inanırım çünkü, inandığım diğer yalanlardan daha güçlüdür bu
saygı duyar severim, seni sevdiğim büyüklükte yalanlarını
yüzümü güldürürler bazen
bazen seni seviyorum diye yalan söylersin
bazen BEN KIRMIZI IŞIKTA GEÇMEDİM, sen konuşuyordun, bende görmedim diye
bazen uykunda bile...
söylersin işte bende hiç istemediğim kadar inanmak isterim
seni istemek gibi
hiçi istemek gibi
aslıdır adı, meltemdir, melikedir ya da... onlara da aynı maskenin diğer performanslarını sergilersin
sahne ışıkları söner ve alkışlarlar onlarda benim gibi seni
yüzümde bir gülümseme bana yaşattıklarına teşekkür ederek
yanımda oturan hatta ben olan melikenin sırtına vurup
'üzülme beni de çok sevdi' diyerek...
hazmettiğim, üstüme yapıştırdığım bütün boktanlıkları söküp atarım atmasına da
bari bana bıraktığın yalanların bende kalsaydı, bari onlar ikimize özel olsaydı...
ben melikeyim ya da başka biri...melike kim ki ?
senin için kim ya da?
ben neydim peki ?
melikemiydim sadece ya da herhangi biri...
kendime yalan söylememe izin ver
ben KIRMIZI IŞIKTA GEÇMEDİM SEN BENİ İTTİN...
şimdi filmi başa sar en başa
offf spiderman kendi ipinle boğul ve öl lütfen...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
